| Tavşançalı (Omaro) |
| Tarih Arşiv |
| Muhammed AKBAL tarafından yazıldı. |
| Perşembe, 30 Aralık 2010 13:20 |
|
Tuz gölünün kenarında kurulmuş şirin bir Kürt kasabası. Asırlar önce başlayan bir serüvenin çocuklarıydı burada yaşayanlar. Bir dönemler Dünya ticaretinin atar damarı hükmünde olan ipek yolunun kapanmasıyla mı başlamıştı bu arayış yoksa egemenlerin sürgün cezası mıydı yine, araştırılmaya muhtaç bir konu.
Ancak Konya ovasını zaman içinde güvenli bir Kürt adası haline getiren yerleşimcilerin birkaç göç dalgasıyla buralara geldiği bilinmektedir. Sakinleri masalsı öykülere konu olacak kadar mutluluk izleri taşıyan mütevazi ve zengin Kürtler. Yüzyıllar içinde zıtların mükemmel uyumunu ortaya çıkarmayı başarmışlar. Susuz ve tuzlu Konya ovasında yalancı cennetler inşa etmeleri, azgın ve fırtınalı Türkizasyon dalgaları karşısında Kürtlüklerini iliklerine kadar yaşamaya devam etmeleri ve şımarıksız bir zenginlik içinde tevazunun en dibini gösteren yaşantıları…
Kendi içinde ekonomik ve sosyo-kültürel açıdan Kürt sorununu çözmüş ve Türkiye şartları içinde belki de elli yıl sonrasını yaşayan mutlu bir yerleşim birimi, Tavşançalı. Nüfusunun yüzde yetmişi Avrupa birliğine girmiş ve İsveçli siyasetçileri Kulu’da lobi yaptırmaya zorlayacak kadar özgül ağırlığa sahipler. Neden olmasın ki onlar da Kulu’nun tek şehir parkına Kürt dostu, 1986 yılında öldürülen İsveç Devlet Başkanı Olef Palme'nin ismini vermişler.
Ömeranlıların (Tavşançalı’nın Kürtler arasındaki ismi) varlığı Kürt köylülerinin medeniyeti hazmetme kapasitesine somut bir örnek. Gelenek ile modernizmi koparmadan tezahür ettiren sosyal dokuları, maneviyatın farkında oluşları ve en Kürdili olanı ise köyün delisi Cebro’nun köyün manevi evladı gibi korunuyor olması. Anlayacağınız Kulu’nun Cebro’su Bingölün Huso ve Nayo’sunun karışımından biraz fazlası… Düğünlerinde yaşattıkları Kürtçe halay şarkıları, kadınlarının giydikleri dumı giysisi, yüzlerinden eksik olmayan tatlı tebessümler, misafirperverliğin gerçek anlamına kavuştuğu meşhur Kürt konukseverliği ve çocuğuyla, genciyle, yaşlısıyla bitmek tükenmek bilmeyen Kürtçe konuşma sevdası.
Hakikatın rejimlerden ve ideolojilerden daha güçlü olduğunu bana hatırlatan her yer nazarımda kutsaldır. Ömeranı bu kutsal mekanlar listeme çoktan yerleştirdim bile. Yüzyıllar ve asimilasyonist politikalar kürt gerçeğini bitirememiştir. Konya ovası bunun canlı şahitleriyle dolu. Madem ki öyledir, ey Türk kardeş bilhassa sen düşün ve titre! Kendine gel. Zira anne babasının terbiye edemediğini zaman mutlaka terbiye edecektir.
Kürt aşiretlerinin Konya ve çevresinde ne zaman yerleştikleri konusunda kesin bir tarih belirtmek zor. Ancak 1760'lardan önce buraya geldikleri bilinmektedir. 1850'li yıllarda, Fransız asıllı cografyacı Georges Perrot, Haymana Kürtleri ile söyleşiler gergekleştirdiğinde, Kürtlerin en az birkaç kuşak önce buraya geldiklerini aktarmaktadır.
18. yüzyıl ortalarından sonra Kulu çevresinde yeni köyler kuruldu. Bundan başka yaz boyunca gezinilen yaylalar, yerleşik hale dönüştürüldü. Bu genellikle daha sonraları yerleşik hale gelecek göçerleri ilgilendiriyordu. Günümüzde Kulu'da bulunan Kürt köyleri ki bunlar göçerelerin yerleşik hale getirilmesinden sonra inşa edildi.
Tavşançalı Kasabası 1960'lı yıllarda Ömeranlı ismi ile anılmakta idi. Reşvan aşiretine bağlı olan Omeran aşireti Osmanlı Devleti döneminde Celali İsyanları ve eşkiyaların ortaya çıkması ile bir çok aşiret gibi göçebe hayatı yaşamışlardır. Kışın Hatay,Suriye,Halep ve Güney illerine yazın ise Diyarbakır gibi serin yerlere göç etmişlerdir. 1850 yılında mecburi iskan emri ile şuan kasabanın olduğu sınırlar içerisinde yerleşik hayata geçmişlerdir. Belediye teşkilatı 1955 yılında kurulan beldede 4 mahalle bulunmaktadır. |







