|
Gül mevsimi başladı. Alemlere rahmet olarak gönderilen peygamberimiz Hz. Muhammed’in miladi doğum yıldönümü 14-20 Nisan tarihleri arasında kutlanmaya başladı.
Kutlu doğum haftası etkinlikleri adı altında özellikle yurdun dört bir yanında peygamberimizin ahlaki ve manevi yönü konferanslar, paneller kanalıyla anlatılmaya başlandı. Aslında Kutlu Doğum Haftası 1923-1935 yılları arası tam 12 yıl milli bayram olarak kutlandı. Ama daha sonra 1935 yılında İsmet İnönü tarafından milli bayram olmaktan çıkarıldı. Şu anda ise adeta bir bayram olarak kutlanıyor.
Peygamber Efendimizin ismi geçen 1400 yıla rağmen ne dillerden düştü, ne de gönüllerden. Bu millet Peygamberini o kadar çok sever ki, çocuklarına Peygamberinin o güzel adıyla aynı anlama gelen Ahmet, Mahmut, Mehmet isimlerini verdi. Osmanlı padişahlarına Muhammed ismi yerine Ahmet, Mahmut, Mehmet isimlerinin verilmiş olmasının sebebi de, Peygamberimize gösterilen hürmetten kaynaklanmaktadır. “Padişaha hakaret edenler olurda, Efendimizin adı ağza alınarak hakaret / küfür edilmesin!” diye Muhammed ismi verilmemiş. Anadolu coğrafyasının her köşesinde Allah Rasulü’nün adı duyulunca salavat getirilir, “Kalbimizdesin!” anlamında eller kalbe götürülür.
Milletimizin Muhammed ismine ne kadar hürmet ettiğine en güzel bir örnek daha önce bir yazıda okuyup çok etkilendiğim şu olaydır: Muhammed adında bir adam, arkadaşıyla tartışınca, belinden silahını çıkartıp arkadaşını vurmuş. Vurulan adam ölmüş. Katil olan Muhammed kısa sürede yakalanmış. Mahkeme günü geldiğinde, askerler eşliğinde mahkeme salonuna getirilmiş. Mahkeme salonunun kapısında ölen adamın eşi bekliyormuş. Kocasının katilini, askerler arasında görünce onlara doğru yaklaşmış. Çocuklarını yetim, kendisini dul bırakan, Muhammed adında katile doğru yaklaşıp tam karşısına geçmiş. Kocasının katili Muhammed’in gözlerinin içine bakmış. Kadının, kocasının katiline söyledikleri gerçekten çok etkileyici. Kendinizi bu kadının yerine koyun.
Sizin için dünyanın en değerli varlığı olan bir insanın katiliyle ilk karşılaştığınız da, göz göze geldiğinizde tepkiniz ne olur? Katile ne dersiniz? Gözü yaşlı, içi eşini toprağa vermiş olmanın hüznüyle yanan kadın, katilin yüzüne bakarak şöyle demiş; “Adına kurban olduğum, kocama nasıl kıydın?” Sözün bittiği yer…İşte peygamberimizin gönüller üzerindeki muazzam etkisi. Ayrıca şunu belirtmekte fayda var.Fazilet odur ki düşmanı dahi takdir etsin. Peygamberimiz güzel ahlakından ötürü gerek yaşadığı devirde gerekse sonraki asırlarda daima takdir edilmiş,getirdiği düsturlar insanlar tarafından benimsenmiş ve dünya tarihini derinden etkilemiştir. Buna en güzel örneklerden birisi Alman devlet adamı Prens Bismarck’ın Hz. Muhammed(s.a.s) hakkındaki şu beyanatıdır:” Sana muasır bir vücut olamadığımdan dolayı müteessirim, ey Muhammed (a.s.m.)”
Peygamberimizin manevi şahsiyeti Risale-i Nur Külliyatı’nda en güzel bir şekilde şöyle izah edilmiştir: Sath-ı Arz bir mescid, Mekke bir mihrab, Medine bir minber... O bürhan-ı bahir olan Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm bütün ehl-i imana imam, bütün insanlara hatib, bütün enbiyaya reis, bütün evliyaya seyyid, bütün enbiya ve evliyadan mürekkeb bir halka-i zikrin serzâkiri... Bütün enbiya hayattar kökleri, bütün evliya taravettar (taze) semereleri bir şecere-i nuraniyedir ki; herbir davasını, mu'cizatlarına istinad eden bütün enbiya ve kerametlerine itimad eden bütün evliya tasdik edip imza ediyorlar. Zira o, لاَ اِلهَ اِلاَّ اللّهُ der, dava eder.”
Peygamber Efendimiz adet ve geleneklerinde çok mutaassıp olan vahşi ve cahil bir toplumdan dünyaya rehber ve örnek olan bir toplumun baş mimarı olmuştur. Peygamber Efendimiz, ahlak ve şahsiyeti itibariyle de insanların en mükemmelidir. Bu hususta yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur: “Şüphesiz ki sen, büyük bir ahlak üzeresin” Bizzat Hz. Peygamber; “Ben, ancak güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” buyurmuştur. Ayet-i kerimeler, hadis-i şerifler ve İslâm büyüklerinin mübârek sözlerinin ışığında, Rasûlullah (s.a.s.)'ın ahlâkî vasıflarını özetlemeye çalışalım :
* Rasulullah (s.a.s.) güler yüzlü, tatlı sözlüydü, * Kimseye fena söylemez, kimsenin sözünü kesmezdi, * Sert değildi, yumuşak idi, * Edep ve hayâ âbidesiydi, * İnsan severdi, Dosttu, * Çok mütevâzi idi. Vâkurdu. * Boş ve lüzumsuz konuşmazdı. * Karşısındakini candan dinlerdi. * Çocukları çok sever ve okşardı. Bir hadisi şeriflerinde şöyle buyururlar : "Büyüklerimize hürmet etmeyen, küçüklerimize merhamet etmeyen bizden değildir" * Fazilet sahiplerine saygı gösterirdi. * Akrabasını ve komşusunu hatırdan çıkarmaz, onlara ikrâmdâ bulunurdu. Fakat onları kendilerinden üstün, faziletli olanlara tercih etmezdi. * Cömertti, şefkatliydi, * Sözünde mutlaka dururdu. * Dinlemesini, söylemekten fazla severdi, * Nefsine hâkimdi, * Beyaz giymeyi tavsiye ederlerdi, * Namazı noksansız kıldıranların en hafif kıldıranıydı. * Güleceği zaman mübarek elini, mübarek ağzının üzerine koyardı. * Kahkaha ile gülmez, fakat daima mütebessim bulunurdu. * Verilen müjdeler şükrederdi, * Uyurken mübârek sağ elini, mübârek yanağının altına koyardı. * Herkesin isteğini mümkün olan ölçüde, yerine getirirdi. * Eli çok açıktı, cömertliği deryadan farksızdı, * İlim, hikmet çağlayanı, sabır timsaliydi, * Tehlikeden korkmazdı, heybetliydi. * Gelmiş ve gelecek insanların en cesur ve en kahramanı, en kuvvetlisiydi. * Hanımlarına karşı insanların en yumuşağı ve ikrâmlısıydı. Onlara karşı daima tebessümlüydü, * Sofradan daima doymadan, yarı aç kalkardı. * Temizliğe son derece ehemmiyet verir ve riâyet ederdi, * Özel işlerini kendisi yapardı. * Kimsenin ayıbını yüzüne vurmazdı, * Çok adildi. * Sosyal adaleti ve kardeşlik hukukunu en güzel o uyguladı. * Çalışmaya, ilim ve irfana, icad ve keşiflere teşvik etmiştir. * Daima Hakk'ın ve haklının yılmaz savunucusuydu. * Zulüm ve sömürünün amansız düşmanıydı. * İnsanların faydası için, kendi rahatını terk ederdi, * İnsanlara madde ve mevkisine göre değil, takvâ ve ahlâkına göre değer verirdi. * Hayatı iman ve cihad olarak görmüştür, * Cahil bir toplumu, dünyanın en insâni, en müreffeh devleti haline getirmiştir, O'nun tebliğ ettiği İslam Nizamı'nı hayatlarına gerçek mânasıyla tatbik eden cemiyetler, yine aynı şekilde dünyanın ve insanlığın efendisi olurlar.
* Modern medeniyetin öncüsü ve insanlığın manevi mimarıdır. * İlk defa insan haklarını tam manâsıyla o açıklamış ve bunu tatbik etmiştir.
Kutlu doğum haftası hepimize mübarek olsun. Selam ve dua ile.
|