|
Hayat cok garip bir sabah kalkiyorsun her zaman yaptiklarini tekrarlar gibi hani kaseti basa alip tekrar dinlemek gibi. Bazen icinde müthis bir sevinc ile adini bile koyamadigin bir mutlulugu yasarsin ve bazen hüzün dolu bir sabaha uyanirsin. Bu dünya'da kimse kalici degil ''her canli birgün ölümü tadacaktir'' bunda süpemiz yok, lakin mutlu bir sabah'a uyanmak icin veya gelecek yarinlarda mutlu ve umutlu sabah'lar cocuklarimiza miras birakmak icin cabalamaliyiz.
Uludere'de veya dünya'nin baska bir yerinde Cin'de, Irak'ta, Filistin'de, cocuk olmak, anne olmak, baba olmak hangi zorluklar altinda hayatta kalmak kendinden esirgeyip cocuguna göz nuruna vermek ve bir sabah kalkip bir vahsete katliama tanik olmak. Ankara'da, istanbul'da mahkemeler kurmuslar adini ADALET Mahkemesi koymuslar hersey verilen isimden ibaret... Bu ülke'de ADALET diye birsey olduguna inanmak icin insan'in kör, sagir, dilsiz olmasi gerekir ki böyle biri bile kalbinin sesine taniklik ettiginde ADALET'in sadece rüyalardan ibaret oldugunu anlayacaktir. Öyleki 13 yasinda bir kiz cocugunun 25 kisi ile kendi rizasi olmak üzere iliski kurabiliyormus ve ADALET dedikleri sey buymus...
Emek harcar büyütürsün delikanli olur sonra kurbanlik koyun gibi elinden alinir o bir ailenin mirasi, verdigi emegin emekliligidir aslinda. Ates düser ocaga, rüzgarin siddeti agitlara karisir zaman herseyin ilaciymis derler ya zaman sadece hafifletir asla unutturmaz. Derin bir yaranin kanarken kabuk tutmasi gibidir aslinda zamanla iyilesir fakat izi kalir, yarana bakarsin acisini hala hissedersin. Baskalari anlamaz sadece merak edip sorarlar hikayesini duyduklarinda bu kadar derin bir yara ile nasil yasadigini sorarlar... Cevap basittir aslinda ama onlar zor olani secerler boynunu büker otururlar ve bu birilerinin isine gelir cünki ates düstügü yeri yakar..
Bu dünya'da sadece ve sadece ILAHI ADALET'e inananlardanim nasil ki zaman Deniz Gezmis'i, Yilmaz Güney'i, Ahmet Kaya'yi, Seyid Riza'yi aciga cikarip davalarinda hakli oldugunu göstermisse yeter artik demekten kendimi alamiyorum yeter artik hakli cikmak istemiyoruz, ölmek istemiyoruz insan'lik agir yarali onu kurtaralim baska hicbirsey istemiyoruz.... Duydugumuz onca ciglik aglama sesinden gülümsemenin nasil birsey oldugunu bile unutuyor insan gülüp gecmek ve gercekten hicbir seye kayitli olmadan icinden gelerek gülmek arasinda daglar kadar fark vardir bir halk varki bunu unutmus, bir halk varki can alacak mermileri misket yerine cebinde tasirmis huzursuzmus düsmani varmis tedirginmis heran tetikte ve heran ölebilirmis. Yasamaya ve yasatmaya yemin etmis kültürü, dili, dini, edebiyati, anasi, babasi ve kardesleri olan ama dislanan üvey bir evlat gibi ortada birakilan, insanoglu'ndan bile süphe eden bir dünya'da avazimiz ciktigi kadar bagirip ''INSAN'lik ÖLDÜ'mü'' diyesim var. Korkarim ki ben bu konuda süphe'liyim ölmemisse bile son nefeste oldugu kesin...
Birlik ve beraberligin bittigi bir döneme girmisiz kitlik döneminde bile insanlar bukadar vahsi olmamistir. Kenetlenme diye bir kelimenin var olusundan bile süphe'liyim aslinda, kimin gözü kimin cebinde belli degil maddiyat bir yana dursun ar, namus kalmamis saygi ve sevgi diye bir unsur kalmamis herkesin icinde bir seytan saga sola saldirmak icin firsat kollarmis. Insanlar önce kendi irklarini telafuz edip sonra göstermelik olsa bile arkasina dini takip sloganlar cekiyor, (''Ne mutlu türk'üm müslümanim diyene'' veya ''Ne mutlu kürd'üm müslümanim diyene'') Ne mutlu INSAN'im diyen yok cünki o ölmüs!....
|